Oracle, Açık Kaynak Devi Sun Microsystems 'i Satın Aldı
Zehra Doruk Tarih: 20/04/2009 Yorum: 11 adet
Okunma : 1147 Tutanlar: Bu yazıyı 3 kişi tuttu.
Bir kaç hafta evvel duyurduğumuz IBM tarafından satın alma teklifine red cevabı veren Sun Microsystems, Oracle tarafından sunulan $7.4 milyarlık teklife evet dedi.
Detaylar için: InformationWeek

Sun MySQL'i aldı, Oracle da Sun'u aldı, sırada ne var? Oracle ve MySQL birleşir mi? MySQL daha mı güçlü olur acaba?
TEKEL'in WikiPedia'daki tanımı şu şekilde:
Madem Tekel'in tanımı bu şekilde, o halde doğrudan söyleyelim: Oracle, bu satın alma ile UNIX odaklı Enterprise ve standart veritabanı uygulamalarında bir Tekel'e dönüşmüştür. Oracle veritabanının yanına dünya genelinde 30 milyon paketi kullanılan Mysql'u da iliştirmiş, Java gibi bulunmaz bir dilin mülkiyetine sahip olmuş ve ayrıca Enterprise uygulamaların üzerinde koşacağı yetkin bir işletim sitemine (SOLARIS) kavuşmuştur.
Tekelleşme, kaynakları sınırlandırır, seçenekleri azaltır, erişim ve dağıtımı kısıtlar. Bir başka deyişle tekelleşme bir hürriyetsizlik halidir. Reddedilmelidir, protesto edilmelidir.
Ben protesto ediyorum.
@safa tekel olma konusunda tamamen sana katılıyorum. Anacak saydıklarının hepsi(solaris, Java, MySQL) zaten Sun'un elinde olan ürünlerdi. Yani bunların hepsi tek firmadaydı ve Sun'ın tekel olması gibi bir durum söz konusu olmadı. Şimdi oracle bunları aldı. Değişe tek şey şirket, ürünler yine tek firmada. Tekellik denilince aklıma gelen tek bir firma var o da Microsoft.
Tekel tanımını wiki'den özellikle vermiştim:)
Oracle'ın esas faaliyet alanı: Enterprise database pazarı
Oracle Database g11 hangi Unix sisteminde koşmayı seviyor: Solaris
Solaris'in sahibi kim: Sun
Sun'ın bu pazardaki yaygın ürünü: Enterprise Mysql
Enterprise Mysql'un yeni sahibi: Oracle
Solaris'in yeni sahibi: Oracle
Oracle JVM hangi dilde geliştiriliyor? Java
Java'nın yeni sahibi kim: Oracle
Eh, tekel bu değilse nedir?
sevgili safa söyediklerinde haklısın elbette.
Aşağıdaki harita 2006 yılının sonlarında oluşturulmuş. Bu haritada bazı cepheler birleşti ama bu gün itibariyle çok da birşey değişmedi. Haritada macromedia ve adobe yok, belki swf ye karşı silverlight cephesi açılabilir.
Oracle Unix platformunda tekel olmş olabilir ama toplam cepheye baktığımızda tüm alanlarda savaşan firma değil.
Haritayı biliyorum, ama bu haritada Microsoft'a biraz haksızlık edildiği, biraz da Microsoft'un gücünün abartıldığını düşünüyorum.
Ya da şöyle söyleyeyim, Microsoft'u bu derece yaygın yapan, sahip olduğu anahtar ürün. Eğer Windows, Microsoft'a değil de Akınsoft'a ait olsaydı, bugün o haritada bir Türk'ün cemalini görürdük.
Çünkü işletim sistemi, herşeyin başlayıp bittiği yer. İnsanlar işletim sistemlerini Windows logosunu seyretmek için bilgisayarlarına kurmuyorlar, ona çeşitli amaç ve ihtiyaçlara dönük yazılımlar, uygulamalar yüklüyorlar. Dolayısıyla, bu derece yaygın ve pazar üstünlüğü olan bir anahtar ürüne sahip olduğunuzda, sistem üzerinde çalışan her yazılım ya da uygulama, sizin için de yapılabilir olur. Dahası, eğer sizi sınırlayan bir otorite, bir hukuki düzenleme yoksa, sistem üzerinde çalışacak her türlü yazılımı siz de yapmak istersiniz. Bu muazzam avantajı ve olanağı kullanmamak için bezgin bekir olmak gerekir. Nitekim Microsoft'ta bunu kullanıyor. İnternete mi bağlanacaksınız? Buyrun size Internet Explorer diyor, Uygulama mı geliştireceksiniz? Al sana .NET, Visual Studio diyor, Veritabanı mı lazım? Buyur sana MSSQL diyor. Yazmak, çizmek, hesaplamak mı istiyorsun? MS OFFICE kullan diyor vs..
Kabul ederim, bu açgözlülüktür. Ama kapitalizmin doğasına uygundur. Ayrıca, bir de bu haritayı yalnızca Multimedya yazılımları için çizelim bakalım. Haritanın merkezine kimi koyarız? Elbette Adobe'yi. Yeni çizeceğimiz haritada, Adobe tüm cephelerde savaşan bir imparatorluk olur, diğer şirketler ise onun pazar alanını kemirmek üzere huruç eden gerilla güçleri görünümü verir.
Kapitalist devlet buna cevaz verir. Sorun da zaten burada. Eleştirim de buna. Şirketlerin, pazardaki etkinliklerinin ve hakimiyetlerinin devlet ya da sivil bir otorite ile kontrol edilmesi, sınırlandırılması ve girişimci ve yazılım çeşitliliğinin yasal düzlemde korunması şart. Örneğin, Bu otorite eğer olsaydı, Microsoft'a şunu söylemek mümkün olurdu: Ey Microsoft, ya MS OFFICE diye bir program üretmeyeceksin, ya da eğer üretiyorsan, işletim sisteminin kaynağını serbest erişime açacaksın. Böylece diğer ofis yazılımı üreticileri de senin sisteminle tam uyumlu yazılımlar üretebilirler. Ama böyle bir otorite yok.
Şimdi benzer bir durum Oracle için de geçerli. Oracle'ı Microsoft'tan ayıran, sattığı yazılımdan ziyade, yazılımın profesyonel hizmet gerektiren özelliklerinden para kazanıyor olması. Microsoft Vista lisansını satıyor ve bir daha arkasına bakmıyor. Ancak Oracle, diyelim ki Oracle g11'ı satıyor ama iş burada kalmıyor. g11'ı her kime satmışlarsa yeni bir maden damarı bulmuş gibi, bu zavallıya her ay düzenli fatura kesmeye devam ediyorlar. Çünkü bu zıkkımın (g11) implementasyonu var, expansion'u var, localizasyonu var, güncellemesi var, yedeklemesi var, arızası var, var oğlu var.. Almanların SAP'si gibi. SAP kuran, ve işleri gayet iyiyken SAP kurduğu için batan şirketler var yahu.
Pazarda tek olmak, işte böyle avantajlıdır ve işte böyle can yakıcıdır. Diyelim ki daha önce Oracle maliyetli olduğu için Mysql Enterprise'ı tercih edenler, şimdi bu ürün de Oracle'ın olduğu için seçeneksiz kalacaklar. Belki hizmet almada bir sorun yaşamayacaklar, Mysql Enterprise hayatına devam edecek ama Oracle genel fiyat, hizmet ve versiyon yükseltme politikasını buraya da yansıtacak. Bu ise, ürün ve hizmetten faydalanan kurumların zararınadır.
Şöyle sorayım, İş Bankası yönetimi "Kardeşim nedir bu Oracle'a ödediğimiz para, vazgeçelim şunlardan, yok mudur bir alternatifi" dediğinde kime gidecek?
safa söyledikleri çok iyi anlıyor ve her kurduğun cümleye katılıyorum. Kapitalizmin bu gün ulaştığı durum itibariyle büyük şirketler, rekabet politikalarını, satın alamaya dayalı bir strateji ile yürütmeye başladılar.Yani pazar payını arttırmak için yanındaki şirketin pazar payı ile toplama işlemi yapmak daha cazip geliyor bu dev şirketlere.
Seninde belirttiğin gibi, pazarpayında tekel olan şirket, en vahşi fiyat politikalarını uyglamaya sokabilir. Bu da korkulan bir ütopyadır.
Ancak ,belki de biraz ümit ışığı olsun istememdendir, bu noktada Marx'ın "Kapitalizm Sosyalizmi doğurur" sözü aklıma geliyor. Bunu yazılım dünyasındaki temellere oturtmak zor değil. Vahşi fiyat politikaları, açık kaynak çözümleri doğurur. MySQL'ciğimiz giderse PostgreSQL gelir. Unix çok pahalanırsa Linux gelir.
"Bunlar alternatif yazılımlar ama daha iyi oldukları yada daha kötü oldukları ayrı bir tartışma konusu." Alternatifin olması, her zaman pazar içinde vahşi fiyat politikalarının bir yerden sonra dizginleneceği anlamına geliyor. Oracle 'dan ağzı yanan (Bu arada bir dipnot düşmek isterim MEB Oracle veri tabanı ile çalışıyor! -Bununla ilgili vicdani yorumu size bırakıyorum-) soluğu açıkkaynakkodunda aldığı gün, vaşi fiyatlar evcil olmaya başlar diye düşünüyorum.
Ben microsoft'a neden Office üretiyor diye kızmıyorum. Ben microsoft'a, Laptop aldığımda, üzerinde kullanmak istemediğim bir işletim sistemini yükleyip veriyorlar diye, browserlarda standart bir Javascript dili için uzlaşmıyor diye, .NET ile yapılmış bir web sayfasına IE dışında bir browser ile bağlandırmıyor diye vs. kızıyorum.
Yoksa tabiki işletim sistemi üretiyorsan, ona ait herşeyi de üretirsin.Ama ticari ahlak yanındakine de yaşam hakkı tanımayı gerektirir. Kapitalist bir düzende ticari ahlakın ne işi var diye düşünenle olabilir, ancak örn. bir FMS 'e alternatif en az 10 tane ürün var piyasada. Adobe kalkıp flash player'in yeni versiyonunda bu sunucularla çalışmayacak bir sistem kurmuyor.
Haklısın Ahmet. Biraz dertleştik diyelim o halde:)
İnş. Oracle bizi PostgreSQL'e yönelmek zorunda bırakmaz. Sun'da MySQL'i alınca ücretli olur v.s. denmişti ama olmadı. Umarım Oracle'da bu düzene uyar ve MySQL için bize her ay bir fatura göndermez. :)
Microsoft olan standart'a uymak yerine kendi standartlarını ortaya koyarak herkesi buna uymaya zorlasada haklı olduğu cepheler olduğunu düşünüyorum. Milyonlarca insana hizmet vermek kolay değil. Şuan büyük çoğunluğumuzda bu firmanın yazılımlarını kullanıyorsak demekki alternatifleri aynı işlevleri yerine getiremiyor demektir. Microsoft'ta gelen yeni CEO ile birşeylerin değişeceğine inanıyorum.
Özetle; Microsoft, Dünya'nın İbrahim Tatlıses'i diyebiliriz. :D
merhaba arkadaşlar açıkcası ben bu konuyu takip etmemiştim ve okulda verilen bir ödev sayesinde öğrendim fakat araştırınca gerçekten ne kadar önemli olduğunu farkettim ve bana bu konuda yaptığınız yorumların yardımı da çok oldu gerçekten.. ellerinize sağlık sağolun...
Makale
Haber
Ders
Etkinlikler
Toplantı
Özgür Yazılım ve Linux Günleri '10
Özgür Yazılım ve Linux Günleri '10
İstanbul Bilgi Üniversitesi Bilgisayar Bilimleri Bölümü ve Linux Kullanıcıları Derneği'nin 9 yıldır düzenlemekte oldukları etkinlikler bu yıl `Özgür Y...
Kategori:
Toplantı
Kimler Burada? 
Son 1 dakika içinde MMIstanbul' da 57 (50 kayıtlı, 7 ziyaretçi) kullanıcı varmış. Login durumda olanlar aşağıda:
MMIstanbul Blog'undan
Blog Bölümü Blogevi.com'a Taşınıyor
Selam arkadaşlar MMIstanbul'da , tasarımcı ve programcıların blog yazılarını "feedleyerek" MMIstanbul okurlarını MMIstanbul dışın ...
7.500'üncü üyemiz Cem Koç!
Neler Yapılabilir?
500 Hatası Hakkında!
Reklam, MMIstanbul ve Yeni Projeler (Durumumuz Bu Tarzında)











Olamaz, Java elden gidiyor...:)
Bu kadar kolay pes edemezler!