Profili Göster

AS 3 ile Multimedia Programlamaya Giriş - Genel Programlama Mantığı

İlyas Doğruer Tarih: 3/10/2007 Yorum: 0 adet

Okunma : 306 Tutanlar: Bu yazıyı 1 kişi tuttu.

Merhabalar. ActionScript 3.0 ile Multimedia Programlamaya Giriş isimli yazı dizimize Hoşgeldiniz! Bu yazı dizisinde genel olarak ActionScript’ten bahsedeceğiz ve ActionScript içerisinde temel programalama taşlarını oturtacağız. Bu süreçte ise elimizden geldiğince ActionScript’te programlamanın mantığını irdeleyeceğiz ve anlamaya çalışacağız. Ancak bu yazımızda ActionScript’e giriş yapmayacağız. Giriş aşamasında biraz meselenin derinliklerine inerek işimizin mantığı üzerine konuşmanın daha doğru olacağını düşündüm.

Genel olarak düşündüğümüzde ele aldığımız konu Bilgisayar Programlama olduğu için konuyu biraz daha detaylı ve düzenli ele almanın daha faydalı ve mantıklı olduğu kanısına vardım ve bu yazı dizisini oluşturmayı uygun gördüm. O yüzden bu ilk yazımızda temel programlama mantığına değinmek istedim. Öyle tahmin ediyorum ki biraz uzun bir yazı olacak. Elimden geldiği kadar kısa ve öz anlatmaya çalışacağım ancak söz konusu programlama olunca kafamda beliren hiyerarşik yapı programlamadan programa, programdan bilgisayara ve bilgisayardan makinaya kadar uzanıyor. Bu bağlamda öncelikle bilgisayar ismi verilen nesneye, genel olarak çalışma prensiplerine ve programlamanın temel yapı taşlarına kendi bilgim ölçütünde değinerek yazımı tamamlayacağım.

Bilgisayar ile yeni ilgilenmeye başladığınız dönemlerde, eğer biraz elektroniğe ilginiz varsa mutlaka cevabı zor sorular kafanızı meşgul etmiştir. Benimde kafamda gerçekten cevabını kolayca bulamayacağım sorular belirmeye başlamıştı. Araştırma ile bazı cevaplara ulaşabilirdim ancak bu cevaplar büyük ölçüde benim istediğim cevaplar olmazdı. Ben herşeyi en ince ayrıntısına kadar düşünüyor ve öğrenmek istiyordum. Sonuçta insanoğlu bir şekilde başarmış ki bunu, bilgisayar karşımda duruyor. Öyle ya topraktan çıkan madenlerin işlenmesi sonucu metaller, iletkenler, devre elemanlar v.b gibi onbinlerce malzeme yapılmış. Bunlar bir araya belirli kanun ve prensipler aracılığı ile getirilmiş ve sonuca ulaşılmış. Ama benim sorum bu değildi. Ben bu aletin ortaya çıkışı ve çalışma mantığı ile ilgili konuları merak ediyordum. Mesela yine topraktan çıkan bir madenin üzerine fotoğraf, ses, video, yazı vb. gibi verilerimizi nasıl kaydediyoruz, sorusu oldukça rahatsız edici bir soruydu benim için.

Belkide anlaması güç konular olduğundan bu kadar takmıştım kafama. İlk başlarda bilgisayarı sanki bir kişinin birden bire ortaya çıkardığı düşüncesi yerleşmişti bilinç altıma. Bunu sorularımdan anlıyordum. İşte bu düşüncenin gizlice yerleşmesi sorularımın cevaplarını bulmamı zorlaştırıyordu. Sonunda bilgisayar tarihini kendi çapımda biraz araştırmaya karar verdim. Bu araştırma sonucunda elde ettiğim bilgiler bana, mekanik veya elektronik bir makinanın gelişiminin bir anda değilde, yüzyıllar süren bir zaman sürecinden geçerek ortaya çıkarıldığını söylemişti. Bilimde neredeyse herşey birbiriyle bağlantılı olarak karşımıza çıkıyor.

Ben büyük parçalar halinde düşünüyordum ve cevap bulamıyordum sorularıma. Soruları anlamlı küçük parçalara ayrıdığımda ise cevaplarının daha kolay ortaya çıktığını gördüm. Bilgisayarın birden bire nasıl ortaya çıktığını ve bukadar işlemi nasıl gözümüzün önüne serdiğini düşünmek yerine, monitörün nasıl çalıştığını anlamaya çalışmak daha iyi bir adım olacaktı belkide.

Soruları küçük parçalara bölmenin dışında gerekli bilgiye sahip olmak ta çözüme ulaşmak için önemli bir unsur. Mesela fotoğraf ve video çekme sistemi beni oldukça düşündürüyordu ve mantığım, kısıtlı bilgilerimden ötürü anlamıyordum bu sistemi. Olaya dışarıdan baktığımda video kameralar ortamdaki görüntüyü hüüüpp diye içine çekiyor gibi görünüyordu bana ve bunun nasıl olduğunu bir türlü anlayamıyordum. Ancak araştırdığımda gördüm ki; fotoğraf makinası tarafından cisme gönderilen ışıklar cisim üzerinden geri dönerek özel bir madde üzerinde (bu madde film) cismin şekline göre çok hassas darbeler oluşturarak film üzerine cismi resmediyor. Filmden de fotoğraflar basılıyor. Ve yine video, ard arda çekilmiş fotoğrafların hızlıca peş peşe gösterilmesi sonucu ortaya çıkıyor yani hüüp diye görüntüyü içine çekme olayı yok . Mantığını öğrenince herşey ne kadar basit geliyor insana değilmi? İşte programlama mantığı üzerinde durmak istememin sebebi de, programlamayı daha çok sevme ve sevdikçe kolay öğrenmemizi sağlayacak olmasıdır.

İnsanlar fen ve matematik sayesinde bugüne kadar günlük hayatlarındaki bir çok problemi halletmeyi başarmışlar. Matematikte var olan en temel gerçeklerden bir tanesi problemdir. Problemin ne olduğu açıkça belirtildikten sonra bilinen methodlarla çözülmeye çalışılır. İzlenecek farklı yollar herzaman mevcuttur. İnsan hayal gücünü kullandıkça önüne çıkan her problemde onlarca çözüm yolu bulabilmektedir. Bunun örneklerini tarihte de gayet net görüyoruz.

Bildiğiniz gibi bilgisayarın var olması ve çalışması, sadece mekanik ve elektronik sistemlerin birlikte uyum içinde çalışması sonucu gerçekleşmiyor. Bilgisayarlar, kullanıcısı ile iletişime geçmek için sanal bir iletişim sistemine ihtiyaç duyarlar. Bu sanal sistemlerin tümüne bugün Yazılım (Bilgisayar Programı) ismini veriyoruz. Bilgisayarlarda mekanik ve elektronik sistemlerle haberleşme işlemini gerçekleştiren bu sanal sistemlerin başında işletim sistemleri gelir. İşletim sistemleri günümüzde oldukça geniş kapsamlı programlar olarak bilinirler. Kullanıcı için on binlerce işlemi gerçekleştiren işletim sistemlerini daha basit te düşünebiliriz. Mesela bugün Açık Kaynak Yazılım (Open Source Software) çatısı altında kullanıma ve geliştirime sunulan Linux, ilk ortaya çıktığında disketten yazı okuma, diskete yazı yazma ve bir kaç basit işlemi daha yerine getirebilen oldukça küçük bir işletim sistemi idi. Zamanla, dünya üzerinde onbinlerce yazılımcının katkısı sonucunda bugünki halini almıştır.

Bilgisayar üzerinde işletim sistemleri belkide en zor görevi üstlenirler: Kullanıcı (dolaylı olarak Yazılım) ile makinanın (dolaylı olarak Donanım) haberleşmesi. Aslında mantık olarak ta düşündüğümüzde Donanım ve Yazılımın haberleşmesi oldukça güç bir işlem. Bilgisayarların ikili sayma sistemini kullandığını biliyoruz. Onluk sistemde 0 ve 9 dahil olmak üzere on rakam bulunur, ikili sistemde ise sadece 0 ve1 vardır. Bilgisayarın ana dili 0 ve 1’den oluşuyor. Burada 0 yanlış (false), 1 ise doğru (true) anlamına geliyor. Yani genel mantığına baktığımızda yazılımlar, donanıma 0 ve 1 değerlerinin dizilerini gönderiyor ve bu değerler donanıma aktarılarak çeşitli işlemlerinin gerçeklenmesi mantıksal sistemden fiziksel sisteme geçiş ile sağlanılıyor.

Kullanıcının bilgisayar kullanması için sadece işletim sistemi yeterli olmayabilir. Bugün işletim sistemleri herhangi bir ek yazılıma gerek duymadan bir çok işlemi gerçekleştiriyor, ancak iş öyle bir noktaya geliyor ki kimse için işletim sisteminin sahip olduğu bu hazır yazılımlar yetmiyor. Yetmemesi de çok doğal, çünkü bilgisayarlar günümüzde neredeyse hayatımızın her alanında faaliyet vermektedir. Bu ihtiyacı karşılayabilmek için faaliyet verilen her kesimin ihtiyaçlarına göre bilgisayar programları hazırlanmakta ve kullanıcıya gerek ücretli, gerek ücretsiz ve gerekse açık kaynak olarak ulaştırılmaktadır.

İşte bu sosyal hayatın gereği olarak Yazılım, bilgisayar dünyasında hayati öneme sahip olan bir terimdir. En ilkel tanımla yazılımı emirler komutu olarak düşünebiliriz. Programcı bilgisayarın ne yapması gerektiğini bilgisayarına söylüyor ve bilgisayarda bunu elinden geldiği kadar yerine getiriyor. Konuyu biraz daha inceleyecek olursak, hiç şüphesiz karşımıza çıkacak olan kavram Programlama Dili olacaktır. Biligisayar programı var olduğu günden itibaren o programın ortaya çıkarıldığı bir geliştirme ortamı da mevcuttur.

Şimdi bilgisayar programlarının nasıl geliştirildiğini düşünelim biraz. Bilgisayar üzerinde bir işletim sistemi kurulu olmak zorunda bundan şüphemiz yok. İşletim sistemi üzerinde ise bilgisayar programlarını geliştirmek için kullanacağımız, yine bir bilgisayar programı olan geliştirme ortamı olmalıdır. Peki bu geliştirme ortamı nasıl bir programdır ve program geliştirmek için nelere ihtiyaç duyar? Program geliştirme ortamı, programcının program geliştirmesi için öncelikle bir dile ihtiyaç duyar. Programalama Dili olarak andığımız bu dil, günlük hayatımızda insanlarla iletişim kurmak için kullandığımız konuşma dilimiz ile ortak özellikler taşımaktadır. Zaten Programlama Dili denmesinin sebebide budur.

Her dilin sahip olduğu bir çok alt öğeleri vardır. Bunlar dilbilgisi, yazım kuralları, telaffuz vb. gibi öğelerdir. Programlama dilleri de bu diller ile ortak özellikler taşıdığına göre bu gibi alt öğelere sahiptir. Günümüzde mevcut programlama dillerinin sayılarının ikibin beşyüzün üzerinde olduğu biliniyor. Bu programala dillerinin her biri kendi alanında programlar geliştirmek için dünya üzerinde milyonlarca yazılımcı tarafından kullanılmaktadır.

Peki programlama dili programı nasıl oluşturuyor? Bir programlama dili ile program yazabilmek için öncelikle o programalama dilini bilmek ve o programlama dilini bilen bir derleyici programa sahip olmak gerekmektedir. Programlama dilini bilmek o dili konuşarak bilgisayara emir vermek için gereklidir, aksi taktirde bilgisayar ile konuşabilmenin bilinen çok farklı bir yolu yoktur. Ancak programlama dilini bilmek bilgisayar ile aracısız konuşma imkanını programcıya sunmuyor malesef. Programcı sadece bildiği dili kullanarak bilgisayara iletmek istediklerini yazan insandır (heralde bu yüzden yazılımcı tabiri kullanılmaktadır :).

Yazılanları bilgisayara iletme işlemini ise derleyici program (program geliştirme ortamı), makina dili denilen 0 ve 1 rakalmlarının dizilerinden oluşan dili kullanarak yapmaktadır. Yani bizler programcı olarak, bildiğimiz programlama dilini kullanarak bilgisayara iletmek istediklerimizi derleyici programa yazıyoruz, derleyici program bizim yazdığımız komutları baştan başlayıp okuyor ve iyice inceliyor. Ben bunu bilgisayara nasıl anlatabilirim diye düşünüyor ve uygun yerleştirmeleri yaparak yazdığımız komutları 0 ve 1’li (Binary) sisteme çeviriyor. Binary sisteme çevrilmiş komutlar bilgisayara iletiliyor ve program bütünlüğünde herhangi bir problem yok ise (komutlar kullanılan dilin kurallarına tamamen uygun ise) program oluşturuluyor. Unutmayın yazılan kodlar açık olarak, kullanılan dilin kurallarına uymayan komutlar içeriyorsa bu kodlar bir program oluşturamaz. Zaten siz oluşturmak istesenizde güçlü yazılım geliştirme ortamları bunlara müsade etmez. Bu yazılım geliştirme mantığının temel prensiplerinden biridir. Ancak kurallara uygun kodlar içerisinde yapılan mantık hataları (Bug – Böcek), program oluşturulduktan sonra, programın ilgili kısımlarının istenilenden farklı çalışmasına sebeb olabilir.

Tabi yukarıda anlattığımız olaylar sadece işin arkplanda neler döndüğü ile ilgiliydi. Aslında bizi de çok ilgilendiren kısımlar değiller, sadece programlama mantığını zihnimize daha iyi yerleştirmek için değindik. Tamamen ezbere yapılabilecek bir işlem. Sadece Debug yada Run komutu vermekle tüm bu yukarıdaki bahsettiğimiz işlemler öyle yada böyle gerçekleştiriliyor. Programcı olarak bizim asıl ilgilenmemiz kısım programın, iyi bildiğimiz dil ile kodlanması olayıdır. Ancak sadece dili iyi bilmek iyi programlar üretmek için yeterli değildir. Bir yazılımcının kullandığı programala dilini iyi biliyor olması, yazacağı programı daha pratik olarak yazmasına ve daha az hata yapmasına olanak sağlamaktadır. Hepinizin takdiridir ki dünya üzerinde çok sayıda yazılımcı tarafından kullanılan bazı güçlü yazılım geliştirme ortamlarının temel amacıda programcıların, pratik ve mümkün olduğu kadar az hata yaparak (yapılan hataları tespit edip programcıya bildirerek) programlarını oluşturmalarını kolaylaştırmaktır.

Tüm bunların yansıra yazılımcının önemli görevlerinden bir tanesi de, nasıl yazacağını bilmesidir. Yani problemin çözümünde izlenilecek olan yolun bilinmesidir. Bunun için program kavramını daha iyi anlamamız gerekecek. Program dediğimiz kavramı hiç bilgisayar terimlerini karıştırmadan tanımlayacak olursak, yapılacak olan işin planını ve işleyişini belirleyen hayali sistem olarak tanımlayabiliriz. Evet, program verilen kararı uygulama mekanizmasıdır. Programın var olabilmesi için gerçekleşmesi beklenilen bir eylem gerekmektedir. Program kavramını biraz daha irdeleyelim ve bilgisayar programları ve yapılarına geçelim. Mesela programı, bahar aylarından güzel bir örnek vererek açıklayabiliriz.

Haftasonu arkadaşlarınızla pikniğe gideceksiniz. Öncelikle bunun ortaya çıkması bir süreçtir. Bu süreç gerçekleşmesi beklenilen piknik eyleminin hazırlık sürecidir. Arkadaşlarınızla muhabbet ederken böyle bir eyleme ortak karar verdiniz ve üzerinde konuşmaya başladınız. Pikniğin nerde yapılacağını, kimlerin katılacağını, hangi araçla gidileceğini, piknikte ne yenileceğini, piknik alanında yapılacak faaliyetleri v.b gibi konuları konuştunuz ve kendi aranızda bir program yaptınız. Yaptığınız programda yapılması gereken alt eylemleri, pikniğe katılacak kişiler arasında paylaştırarak görev dağılımını yaptınız. Görev alan katılımcılar kendi yaptıkları alt programlar hazırladılar. Bu alt programlar sayesinde her birey kendi günlük yaşamında haftasonuna kadar yapacağı işler arasında piknik için aldığı görevini yerine getireceği zamanı belirledi. Ve nihayet piknik zamanı geldi, herkes üzerine düşen görevi yerine getirmiş olarak belirlenen buluşma noktasına geldi, program birlikte yürütüldü ve eylem tamamlandı.

Yukarıda vermiş olduğumuz basit ama konumuzla oldukça örtüşen örnek, program kavramını daha iyi anlamak konusunda size yardımcı olmuştur umarım. Şimdi bilgisayar ortamında programı değerlendirelim. Bilgisayar programları da yukarıda anlattığımız piknik için oluşturulan program ile aynı yapıdadır. Bir bilgisayar programı fikrinin ortaya çıkması hiç şüphesiz bir hazırlık sürecidir. Program fikrinin varolması bile bir problemin varlığına delildir. Çünkü program bir çözüm sonucudur ve bir takım işlemler gerçekleştirir. Bu işlemler durduk yere sebepsiz gerçekleşmeyeceğine göre problemin varlığı bir gerçektir.

Peki problem nedir ve nasıl çözülür? Çözümsüz problem varmıdır? Sınavlarda karşımıza çıkan ve çözemediğimiz problemler olmadımı? Elbette oldu. Peki bunları çözememiş olmamızın sebeleri nelerdir? Bir problemin çözümü için izlenmesi gereken yollar nelerdir? İzlemiş olduğumuz bu yollar sonuç vermez ise neler yapılmalıdır? Şimdi son olarak bu sorular üzerinde konuşalım ve yazımıza son verelim.

Problem, insanoğlunun dünyada var olduğu günden beri onunla birlikte olan değişmez bir gerçektir. Hayatın her safhasında karşımıza çıkan ve bundan sonrada çıkacak olan inatçı bir gerçek. İşte bu yüzdendir ki karşılaştığımız problemlerde sürekli çözüm arayışı içerisinde oluyoruz. Problemi çözmek, eylemin gerçekleşmesi için önemli bir merhaledir. Bir bilgisayar programını da oluşturan sebep problemdir.

Karşılaştığımız bir problemi çözmenin yolu yine sahip olduğumuz mantığın uygulamaya geçirilmesinden geçer. Öncelikle düşünür ve çözüm için izlenilecek olan yola karar veririz. Tabi bu konuyla ilgili sahip olduğumuz bilgi ile doğru orantılıdır. Karar aşamasından sonra belirlediğimiz metodları uygulamaya geçeriz. İstenilen sonuca ulaştığımızda problem çözme işlemi tamamlanmış olur.

Çözümsüz problem yoktur ancak, sahip olmadığımız bilgi ve düşünemediğimiz çözüm yolu vardır. Yukarıda sıraladığımız sorular arasında da belirttik, hepimizin farklı alanlarda çözüme ulaşamadığımız problerimiz oldu ve bundan sonra da olacaktır. Bizim üzerimize düşen ise çözümsüzlük ile karşılaşdığımızda, bunun sebepleri üzerinde düşünerek çözüme yaklaşmaya çalışmaktır.

Problemin çözüm aşamasında izlenmesi gereken yollara gelirsek, insanlar bunun için yüzyıllardır fikirler ve uygulamalar ortaya koymaktadır. Şüphesiz her alandaki problemlerin çözümlerinde farklı farklı yollar izlenmektedir. Şimdi bizi ilgilendiren problem türünün yani bilgisayar ortamındaki ihtiyaçlardan doğan problemlerin çözümünde izlenilen yollardan bahsedelim.

Biraz önce bahsettiğimiz gibi bilgisayar insan hayatının her alanında ciddi olarak faaliyet vermektedir. Teknolojinin sürekli ilerlemesi, bu havuzdaki biriken ve çözülen problem sayısını her geçen gün hızla artırmaktadır. Bu bizler için güzel bir haberdir. Çünkü teknolojinin ilerlemesi ve çözümü henüz bulunamayan problemlerin artık bir çözüme kavuşması şüphesiz yeni nesil yazılımcıların yararınadır. Bu yazıyla yazılıma giriş yapma aşamasında olan arkadaşlarımızı düşünecek olursak, başlangıç aşamasında karşılaşacakları problemlerin neredeyse tamamı daha önce çözülmüş ve yine tamamına yakınının çözüm yolları açıklanmış durumdadır. Bu sonuç ezberlemeden, hazırcılık yapmadan mantığını kabul ederek öğrenmek isteyenler için iyi bir fırsatı ortaya çıkarıyor.

İşte tüm bunları göz önünde bulundurarak biz yazılımcılar, karşımızdaki problemi çözmek için gerekli olan aşamaları uygulayarak yazılım problemlerini çözmekteyiz. Bu aşamaların başında problemin tanımı gelmektedir. Bizden istenileni, kullandığımız sistemlerde nasıl gerçekleştirebileceğimizi düşünerek başlamalıyız. Bu aşamadan sonra çözüm için izlenilecek yola karar vermemiz gerekmektedir. İzlenilecek yolu belirledikten sonra ise uygulama aşamasına geçeriz. Uygulama aşamasında yine farklı problemlerle karşılaşabiliriz. İşte uygulama aşamasındaki problemlerin çözülmesi bize yavaş yavaş sonucu göstermeye başlar.

Uygulama aşamasındaki problemleri çözmek için gerekli alt yapımız olmadığını tespit eder isek önümüze iki seçenek çıkar. Birincisi, yapamadığımızı kabul ederek vazgeçmektir ki bu ne yazıkki bir yazılımcı için kötü sondur. Kötü son dememin sebebi, bu durumun yenilgiyi kabul etmek olması ve yeni problemler için bir duraklama sebebi olmasıdır. Bu da sürekli gelişime açık olması gereken bizler için cesaret ve şevk kırıklığıdır.

İkinci seçenek ise eksiklerimizi çok kısa bir süre içerisinde tespit ederek, gidermek için hemen harekete geçmektir. İşte bu aşamada internetin bizim için eşsiz bir varlık olduğunu farkediyoruz. Emin olun internet bir çok derdinize derman bulacak ve size çalışmalarınızda ve öğrenme sürecinizde olağanüstü hız katacaktır. Bunun yanısıra internetten faydalanabilmek bile gerçekten beceri isteyen bir iştir.

Burda belirtmek istediğim bir nokta var. Eğer bilişim sizin için önemli ise, bu işin sadece Türkçe ile olmayacağını bilmeniz ve kabul etmeniz gerekiyor. Hepinizin bildiği gibi bu sektörün dili İngilizcedir. İngilizce bugün sadece bir milletin veya ulusun dili değil, neredeyse tüm dünyanın benimsediği evrensel bir dildir. Bilişim, fen, sanayi, ticaret vb. gibi birçok sektör meslek dili olarak İngilizceyi seçmiş durumdadır.İşte bu yüzden İngilizce, iyi bilmemiz gereken bir dildir.

İnternetten faydalanma konusunda da İngilizcenin önemi tartışılmaz bir gerçektir. Eğer bu dile ilgi ile yaklaşırsanız ve korkmadan işinizle ilgili çalışmalarınızda İngilizce kaynaklardan faydalanmayı bilirseniz kazanan siz olursunuz. Zaten şöyle bir düşündüğünüzde programlada neredeyse her şey İngilizce. Öğrenmeye çalıştığımız bu sanal sistemde en basitinden bir koşul-şart yapısı olan if-else (eğer-değilse) bile İngilizce kelimelerden oluşmaktadır. Bir programın kodlarında yer alabilecek Türkçe kısımlar; değişken ve fonksiyon isimleri ve açıklama satırlarından başka bir şey olamaz. Bir forumda Flex ile ilgili Türkçe kaynak konusundaki eksikliklere isyan eden arkadaşlara cevaben bir arkaşın yazmış olduğu ve meseleye son noktayı koyan bir cümle çok hoşuma gitmişti, sizle de burda paylaşmak istedim. ‘Sonuçta bu işe <mx:Uygulama> diye değil <mx:Application> diye başlayacağız, ne kadar Türkçe’leştirebiliriz ki?’ Umarım İngilizcenin herhangi bir dalda yazılım ile ilgilenenler için ne kadar önemli olduğunu anlatabilmişimdir.

Evet, genel olarak bu yazımızda Actionscript’e değilde Programlama’ya giriş için gerekli alt yapımızı oluşturacak olan kavramlar ve olaylar üzerinde konuştuk, değerlendirmeler yaptık ve programlama mantığını anlamaya çalıştık. Umarım Yazılım Dünyası’na güzel bir giriş yapmak isteyenlerin sorularına cevaplar bulduğu bir yazı olur bu. Bu uzun yazıyı sabırla okuduğunuz için hepinize teşekkür ederim. Bir sonraki yazımızda konumuzu daha da özelleştirerek ActionScript’e değineceğiz. Programlama Dünyası’na tekrar Hoşgeldiniz..

aç-kapa İçeriğin rss beslemesi kullanımda değil Yorumlar

İçeriğe kayıtlı yorum bulunmuyor. İlk yorumu siz buradan ekleyebilirsiniz.


yeni üyelik | şifremi unuttum

aç-kapa Yarışma Akbank exi26 Şipşak: Gençler için Fotoğraf Yarışması

Akbank exi26 Şipşak: Gençler için Fotoğraf Yarışması

Akbank Gençlik Bankacılığı exi26 tarafından düzenlenen fotoğraf yarışmasına dijital fotoğraf makinelerinizle çektiğiniz fotoğraflarla katılabilirsiniz...
Kategori: Yarışma

aç-kapa Eğitim INETA Summer Hit

INETA Summer Hit

2-3 Ağustos tarihlerinde Yıldız Üniversitesi Oditoryumunda gerçekleştirilecek etkinliğe katılanları ise farklı hediyeler bekliyor. PC Magazine dergi...
Kategori: Eğitim

aç-kapa Konferans 2. Ulusal Yazılım Mimarisi Konferansı - UYMK'08

2. Ulusal Yazılım Mimarisi Konferansı - UYMK'08

2.Ulusal Yazılım Mimarisi Konferansı (UYMK’08), 11 – 12 Eylül 2008 tarihlerinde Ege Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü ev sah...
Kategori: Konferans

aç-kapa Sergi İstanbul'da Bir Sürrealist: Salvador Dali

İstanbul'da Bir Sürrealist: Salvador Dali

Picasso ve Rodin’den sonra kimi görmek istersiniz deseler; Salvador Dali listenin ilk başlarında yer almaz mı? Ressam, yazar, bilim adamı, tasar...
Kategori: Sergi

aç-kapa Fuar CeBIT 2008 Bilişim Eurasia 7 - 12 Ekim 2008' de

CeBIT 2008 Bilişim Eurasia 7 - 12 Ekim 2008' de

CeBIT Bilişim Eurasia bu yıl 7 – 12 Ekim tarihlerinde düzenleniyor Adını dünyanın en büyük on fuarı arasına yazdırarak, İstanbul’u Avrasy...
Kategori: Fuar

üyeler Üyelerimizden...

MMIstanbul Adobe UG MMIstanbul Adobe UG

adobe user group

ColdFusion, Flex, AIR, Flash , PDF, Dreamweaver, Fireworks, Photoshop, Illustrator, INdesign, Connect, Premiere, Soundbooth, Contribute, Lightroom, InCopy, JRun, LiveCycle, Acrobat, AfteEffects, Resmi Adobe Kullanıcı Grubu.

stats Kimler Burada? web stats

Son 1 dakika içinde MMIstanbul' da 86 (0 kayıtlı, 86 ziyaretçi) kullanıcı varmış. Login durumda olanlar aşağıda:

coldfusion mysql ubuntu
 

Burada bulunan kategorimize 3, 6 12 ay sürelerince sponsor olabilir, hem topluluğumuzun gelişimine katkılarda bulunup, hem de ürün / servis ya da markanızın yüzbinlerce insan tarafından pozitif olarak tanınmasını sağlayabilirsiniz.