Profili Göster

Sanal Cemaat ve Kollektif Kimlik Üzerine

Kemal Mertli Tarih: 25/12/2004 Yorum: 0 adet

Okunma : 254 Tutanlar: Bu yazıyı 0 kişi tuttu.

Dünya bir dönüşüm içinde… Haritalar değişiyor, yeniden düzenleniyor. Bu çalkantılı ve çoğunlukla çatışmalı dönüşüm sürecinde aidiyet ve cemaat duygularının yerinden oynadığını, yeniden oluşturulduğunu görmekteyiz. Kültürel karşılaşma ve karşı karşıya gelme deneyimini, kentlerimizin giderek yoğunluk kazanan bir özelliği haline geldi. Sanal cemaatler de farklı bir dünyada olmadığına göre; yeni kültürel ve siyasal coğrafyalar bağlamında yerini almak zorundadır.

Sanal gerçeklik ve siber-alan genellikle gerçek bir dünyaya bir tepki, bir karşıtlık olarak düşünülür. Yeni, yenilikçi toplum ve toplumsallık biçimleri hakkında oluşturulan düşüncelerle bağlantılı olarak ele alınır. Bazı durumlarda ütopyacı bir proje olarak sunulur. Sanal gerçeklik, günümüz toplumsal gerçekliğinin zor ve tehlikeli koşullarına alternatif bir "hiçbir yer herhangi bir yer" olarak düşünülür. Bu durumu ütopyanın son zamanlarda zamandan alana doğru taşınmasıyla ilgili Krishan Kumarın’ın yaptığı değerlendirmeler çevresinde ele alabiliriz. Kumar’a göre postmodern ütopyada "More’un öne sürdüğü tarzda, 18.yüzyıl öncesi eski, alansal ütopya biçimlerine geri dönülmektedir". Diğer hiper-gerçek ütopya alanlarının bir devamı niteliğinde olan sanal-alan, yer değiştirmiş bir alandır. Genel olarak ütopyacı anlayışta olduğu gibi, öteki dünyada yer alacak araçlı etkileşimin, insanların bağlantı kurması ve kollektifliği için ideal ve evrensel bir biçim olduğuna inanılır, böyle olması umut edilir. Siber alandaki diğer bütün yerler kurtuluş ve aşkınlık yerleridir. [1] Bu yeni Kudüs vizyonu, sanal geçeklik projesindeki ütopyacı özlemleri açıkça yansıtmaktadır.

Ancak, sanal gerçekçilerin hepsi bu kadar gerçeklerden uzak değil. Siber-alan ve gerçek dünya arasındaki ilişkiyi anlamamıza katkıda bulunabilecek daha pragmatik ve siyasal eğilimlere sahip olanlar da var. Sanal gerçekliğin yanlış gitmekte olan bir dünyaya alternatif olabileceği duygusu yine vardır. Tekno-toplumsallık yeni ve telafi edici cemaat ve şenlik biçimlerinin gelişmesi için bir zemin olarak görülmektedir.[2] Ağlar "gündelik kent yaşamının aslında desteklediği bu akıcı ve çoğu seçici yakınlıkları besleyen toplumsal boğumlar" olarak görülmektedir". Sanal cemaatler:

Cemaat arayan insanların karşılaştıkları gerçek koşullara yapılan esnek canlı ve pratik uyarlamaları temsil eder… Sanal cemaatler, toplumsallık dürtüsüne "kentlerin coğrafi ve kültürel gerçeklikleri nedeniyle sık sık kesintiye uğrayan bu dürtüye- karşılık gelen yenilikçi çözümler yelpazesinin bir parçasıdır… Bu bağlamda elektronik sanal cemaatler hayatta kalmak için geliştirilen karmaşık ve becerikli stratejilerdir.[3]

Ancak bu durum, bu cemaatlerin gerçek dünyadaki gerçek gündelik yaşam içinde yer aldığını, bu dünyayla ilişkide olduğunu gösterir. Siber alanın sanal cemaatleri, fiziksel kültürle sanal kültürün sınırında yaşar. Sanal etkileşim, günümüz dünyasının giderek zorlaşan koşullarına ayak uydurmaya, uyarlanmaya ilişkin bir faaliyettir.

Bu yaklaşımı ve gündemi ısrarla geliştirme çabasını Howard Rheingold un The Virtual Community (Sanal Cemaat) kitabında görmekteyiz. Kitapta ütopyacılığın (West-Coast Tarzı*) izleri görünse de, toplumsal düzenle açık bir şekilde ilgili olduğunu da görmekteyiz. Öne sürdüğü tezlere yakından bakarsak sanal cemaate pragmatik bir şekilde yaklaşmanın çekiciliğini belki bir parça görebiliriz ama sınırlılıklarını ve zayıflıklarını da tanıyabiliriz. Diğer sanal cemaatçiler gibi Rheingold da modern demokratik cemaat yaşamının hasar görmüş,çürümüş olarak gördüğü durumundan işe başlar. Ona göre, bilgisayar-aracılı iletişimin kullanılması "gayri resmi kamusal alanların gerçek yaşamlarımızdan çıkmasıyla birlikte, dünyadaki insanların göğsünde büyüyen cemaate açlık duyma" dürtüsüyle harekete geçmektedir.[4] Rheingold şenlik için bir araya geldiğimiz yerlerin "modern yaşamın takdir edilmeyen agoralarının" toplumsal önemini vurgular.

Otomobil merkezli, kenar mahalleli, fast food’lu, alışveriş merkezli yaşam biçimi, dünyadaki geleneksel kent ve kasabalardaki bu "üçüncü alanları" ortadan kaldırınca, varolan cemaatlerin toplumsal dokusu paçavraya dönmeye başladı. Rheingold sanal teknolojilerin bu tür gelişmelerin hızını keseceğini ummaktadır. Siber-alanın "insanların, arpacı dükkanının alışveriş merkezine dönüşmesiyle yitirilen cemaat özelliklerini yeniden kurabilecekleri gayri resmi kamusal alanlardan biri" olabileceğine duyulan inancın ifadesidir bu umut…[5]Buna göre, siber-alanda "toplumsal ortaklık" duygusunu yeniden yakalayabiliriz.

Ağdaki sanal cemaat büyük toplumsal canlanma ve yenilenme projesinin odaklandığı bir konudur. Gerçek dünyada yitirilen değerlerin ve ideallerin sanal gerçeklik konumunda yeniden elde edilebileceği düşünülmektedir. Bu yeni araçla, bölgesel tesadüflerle değil, ilgi ve yakınlık ortaklığıyla bağlı yeni cemaat biçimleri oluşturabileceğimiz ileri sürülmektedir. Rheingold şimdi elimizde "yaşamlarımıza şenlikli beraberlik ve anlayış getirip kamusal alanın canlanmasını sağlayacak bir araç" olduğuna "elektronik agoranın" oluşturulmasıyla "yurttaşa dayalı demokrasiyi canlandıracak" bir konuma gelebileceğimize inanmaktadır.[6] Hat-bağlantılı (on-line) cemaatlerin ulusal sınırları aşmak için yollar geliştireceği öngörülmektedir. Rheingold bölgesel ağların "daha geniş bir alana,dünya çapındaki geniş-Ağ’a geçiş kapısı" olduğunu düşünmektedir.[7]Bu "bütünleşmiş varlık" bağlamında "global bir sivil toplum" ve yeni bir uluslararası kültür kurma konumunda olacağımızı ileri sürer.

Sanal varoluşun diğer avukatları gibi Rheingold’un da kendine özgü bir bakış tarzı vardır.Fikirleri radikal hayal gücü egzersizleri gibidir. Siber-alan ideolojisini popüler kılan da bu nasihat verici tarzıdır. Rheingold’un söyleminde, sanal toplumsallık projesinin onaylanmasında daha önemli bir başka yön daha var. Ne kadar fütüristik görünürse görünsün Rheingold’un hayal gücü temelde tutucu ve nostaljiktir .[8] Onun ilgilendiği şey aslında kayıp nesnenin, cemaatin eski haline getirilmesidir:

Bu teknolojinin kullanılmasıyla birlikte pek çok insanın yitirmeye başladığı işbirliği ruhunu yeniden yakalayabilmek için bilgisayar ağlarına gereksinim duymamız acıklı bir ironi… Doğrusu ben bütün gün kütükleri kesip fasulye yetiştirme zorunluluğuyla karşılaştırıldığında, gün boyu zorunlu olarak klavyenin tuşlarına basarak ekrana gözlerimi dikmenin ne kadar "ilerleme" olduğundan kuşkuluyum. Yeni teknolojilere sahip olurken dünyanın pek çok yerinde cemaat duygusunu da yitiriyoruz. Teknoloji de çoğu durumda bu kaybı hızlandırıyor. Ancak bu, insanların bilgisayarları kullanarak yeni işbirliği yolları bulabileceği önermesine karşı güçlü bir argüman sayılmaz.[9]

Ağ’ın aile duygusunu, "görünmez dostlar ailesi" duygusunu yeniden kurabileceği düşünülmekte… Adeta köydeki tulumba yeri, kasabadaki meydan ethosunu yeniden yaratmakta… Rheingold "cemaatçi çevrimiçi (online) alanları"ndan söz ederken "yalnızca topluluk değil gerçek bir ruhsal cemaat" öngörmektedir.[10] Çıkar ortaklığı "ortak bilinç" ve "grup düşüncesi" deneyimi, elektronik cemaatin özellikleri olarak gösterilmekte dir.[11]Kullanılan imajlar anaerkil aile kapsamında yer almaktadır. Birlik bütünlük ve karşılıklılık fikirleri hakimdir. Rheingold’un sanal cemaat imajı "kişiler arasında uyum,konsensüs ve karşılıklı anlayış arayışını ifade eden cemaat ideali" olan Rousseau’cu şeffaf toplum rüyasının elektronik bir türünden başka bir şey değildir. Açıklık ve bütünlük temeline dayana bir toplumsal vizyondur.

Rheingold’un The Virtual Community kitabı, siber-alanda pragmatik birlik ve bütünlük durumuna iyi bir örnek… Siber ütopyacılığın öteki dünyalılığına karşıt olarak Rheingold, gerçek dünya sorunlarına sanal çözümler getirmeye çalışmaktadır. Toplumsal ve siyasal durumu iyileştirmek amacıyla sanal teknolojileri ve ağ teknolojilerini uyarlama olanakları üzerinde duranların sayısının arttığını söyleyebiliriz. Elektronik medyanın dünyayı yaşama biçimlerimizi değiştirdiği artık pek çok kişi tarafından kabul edilmektedir. Joshua Meyrowitz televizyonun fiziksel alanla toplumsal alan arasındaki ilişkiyi yeniden yapılandırarak, cemaati alansal bölgesellikten "kurtararak" toplumsal düzenin mantığını değiştirdiğini belirtmektedir. [12 ]Anthony Giddens "gerçekliği tersine çevirme" süreci yaşandığından söz ederken "dünyada, tarihin önceki çağlarından farklı biçimde yaşadığımızı" söylemektedir:

Mekanın geçirdiği değişiklikler ve bölgesel faaliyetlere mesafenin de katılması, aracılı yaşam deneyimlerinin merkezileşmesiyle birleşince dünya nın gerçekte ne olduğu konusunu radikal bir değişikliğe uğratmıştır. Bu radikal değişiklik hem bireyin "olgusal dünyası" düzeyinde hem de kollektif yaşamın yer aldığı toplumsal faaliyet evreni düzeyinde görülmektedir. Herkes bölgesel bir yaşam içinde olduğu halde, çoğu insanın olgusal dünyası aslında küreseldir.[13]

Bu önemli gelişmeler ışığında sanal cemaatçiliğin sesi çok çekici geliyor. Yeni teknolojik düzenin koşullarına uygun bir toplumsal eylem felsefesine uygun bir eylem felsefesine sahip gibi görünüyor. Kargaşalı bir değişim döneminde,kısmen teknolojik yeniliklerin sonucu olarak, başka insanlarla ve ortak hareketlerle olan ilişkimiz çok daha zor ve belirsiz bir hale geldi. "Eski dayanışma biçimleri geniş aile ve köy cemaati içine yaşanıyordu" der Edgar Morin, "ama şimdi bu içselleştirilmiş toplumsal bağlar ortadan kaybolmaktadır". Yeni dayanışma biçimleri yaşamanın yollarını aramamız gerektiğini söyleyen Morin, bu yeni deneyimlerin geçmişte yaşananlardan daha geniş ölçekte olması gerektiğine dikkat çeker. Bu noktada sanal cemaatlerle iddialar devreye girmektedir. Siber-alan dayanışmasında, küçük kasaba dayanışması Gemeinschaft* güvenliğinin küresel köyün ulus-aşırı ölçeğine taşınması söz konusudur. Ancak bu süreklilik ve tatmin duygusunun yanıltıcı bir tarafı var. Bir başka postmodern alan olan Disneyland üzerine yazan Micheal Sorkin burasının "bir kent üretmeden,kentçiliğe davet ettiğini… bir çeşit şeritli hiper-kent milyarlarca kentliyi barındıran… ama yerlisi olmayan bir kent ürettiğini" ileri sürer. Jean Baudrillard ise burasının "filiz veren tamamen sentetik bir dünya, bütün tarihin tamamen dondurulmuş bir maketi" olduğunu söyler. Sanal beraberlikle ağ beraberliğini aynı açıdan ele alabiliriz. Her ikisinde de bir toplum üretme değil, bir cemaat oluşturma havası hakim… "Grup aklı" var ama toplumsal karşılaşma yok… Hat bağlantısıyla oluşan bir topluluk var ama hiper-alanın yerleşik sakinleri yok… Bu da bir başka sentetik dünya, burada da tarih dondurulmuş olarak bulunuyor. Eski dayanışma ve cemaat biçimlerinin benzetim yoluyla korunması söz konusu… Sonuçta alternatif bir toplum değil, topluma alternatif bir durum…[14]

Sanal teknolojiler ile bu cemaatçi ruh arasında bir yakınlık gördüğümüzü söyleyebiliriz. Iris Marion Young’ın ileri sürdüğü gibi, cemaatin idealleştirilmesi, öznelerin arasında farklılıklar veya temel bir asimetri olduğunu reddetmektedir. Cemaati savunanlar:

Toplumsal ideal olarak ayrılığı değil birleşimi gördüklerinden farklılığı inkar ederler. Onlara göre toplumsal özne, bireylerin bir bütünlük içinde özdeşleşmiş veya simetrik olarak birlikten ve karşılıklı olmaktan ibaret bir ilişkidir. Cemaatçilik insanları ortak bir bütün içinde, birlik olarak görme dürtüsünü temsil eder.[15]

Siber-alanda, gerçek benliklerin ve konumların muallakta olduğu bir alandaki varoluş, bireyler arasında özdeşleşme ve simetri duygusunu arttırır. Gerard Raulet, maddesizleştirilmiş ve bölgesizleştirilmiş "öznellik ler kendi arasında değişebilir ve keyfidir… Özne saf işlevselliğe indirgenmiştir" der.Ortak bir bütünlük içinde birlik ve karşılıklı olma duygusu teknolojinin kurumsallaştırılmasıyla "yapay" olarak yaratılmıştır.[16]

Yeni teknolojilerin, şeffaf toplum rüyasını karşıladığı düşünülmektedir. Cemaatçilik öznelerin aynı anda bir arada var olma idealini sürdürmektedir.

Aynı anda olma hali (immediacy) dolayımlı bir ortamda olmaktan daha iyidir, çünkü aynı anda yaşanan ilişkilerde Rousseau’cu rüyaların saflık ve güvenliği vardır. Birbirimize karşı şeffaf olarak aynı zaman ve mekanda birlikte var oluruz. Dokunacak kadar yakın dururuz, birbirimizle ilgili vizyonumuzu engelleyecek hiçbir şey giremez aramıza…[17]

Sanal gerçeklik ve sanal ilişkilerin savunmasının temelinde bu aynı anı yaşama hali vardır. Barrie Sherman ve Phil Judkins’e göre sanal gerçeklik "evrensel bir lisan" oluşturabilir. Gelecekteki zor zamanlarda iletişim kurmak için mükemmel bir araç… Ortak sembollerle ortak insanlık su yüzüne çıkacak, ortak zorluklar sergilenecek ve ortak çözümlerin üretilmesi ni sağlayacak". Jaron Lanier bu sanal karşılaşmanın altını çizer. Lanier "post sembolik iletişimden" ve "post-sembolik dünyadan" dan söz etmeyi tercih eder. Ona göre, insanların "sanal gerçekliği fazlasıyla kullanmasıyla ve birbirleriyle iletişim kuracak dünyalar kurmayı" başarmalarıyla "dünya hakkında konuşmaktansa, dünyayı oluşturmak" mümkün olacaktır. Dolayımlı iletişimin hayal kırıklıkları "deneyim oluşturabileceğiniz" bir düzenle aşılacaktır. Sanal ideolojiler artık eskimiş iletişim ütopyasını sürdürmekte… İletişimin anındalığı ortak bilinç ve karşılıklı anlayışın sağlanmasıyla elde edilebilen bir şeydir. Şeffaflık ve konsensüs yanılsaması, şimdi küresel elektronik düzlemdeki Gemeinschaft olarak düşlenen cemaatçilik mitine destek verir. Aden’ci bir mittir bu…[18]

Tekno-cemaat temel olarak anti-politik bir idealdir. Serge Moscovici insan toplumlarında düzenin ve düzensizliğin diyalektiğinden söz eder. Düzen gerçeklikte temeli olan bir şey değildir, "gerici bir fantazyadır" der. Toplumsal sistem ancak "belli bir düzensizlik yaratırsa, belirli bir düzeyde belirsizliğe izin verirse, belirli bir korku düzenini hoş görebilirse" yaşayabilir.[19]Richard Sennet kent ortamlarıyla ilgili tartışmasında düzensizliğin kışkırtılması gereği üzerinde ısrarla durur. "Toplumsal yaşamın uygarlaşmasında düzensizliğin ve acı veren yersizleşmenin merkezi unsurlar" olduğunu ileri sürerken Sennett, "düzensizlik kullanımlarının "kentlerde yaşamaya ve kentleri tasarlamaya etik bir açıdan yaklaşmanın temeli olduğunu söyler. "Kentin büyük farklılıklarıyla karşı karşıya kalınca…bölgesel, yakın ve komünal ölçeği yok sayma eğiliminde olan Gemeinschaft uzmanı" planlamacılara karşıdır. Sennet farklılıkların bu şekilde inkar edilmesinin "uygarlığımızın izin vermek istemediği, hatta dile getirilmekten bile çekindiği büyük korkuyu" yansıttığına inanmaktadır:

Kentlerin görünüşü dile getirilmeyen büyük bir sergileme korkusunu yansıtır… Kent yapımızın özelliği, insanlar arasındaki farklılıkları duvarlarla örerek, bu farklılıkların karşılıklı uyaran değil karşılıklı tehdit olduğu varsayımına dayanır. Kentsel alanda, yumuşak, nötr alanlar, toplumsal temas tehdidini ortadan kaldıran alanlar yaratmış olduk.[20]

Yaratılan şey, "nötrleştirilmiş kentin" yumuşaklığıdır. Disneyland bu kuralın parodileştirilmiş uzantısından başka bir şey değildir. Burada da, "son derece düzenli, tamamen sentetik bir vizyonun sağladığı basitleştirilmiş ehlileştirilmiş yaşam deneyimi, kentin daha disiplinsiz karmaşıklıklarının yerini alır". Disneyland gibi postmodern alanlarla sanal alanlar arasında devamlı bir süreklilik var. Sanal cemaat de aynı şekilde, sergilenmenin denetim altında tutulması, güvenlik ve düzen sağlanması arzusunu yansıtır. Zorla nötrleştirmeyi de içinde barındırır. Siber-alan ve sanal gerçeklik genellikle teknolojik bir mesele olarak ele alınan konulardır. Her ikisi de, kötüye giden bir dünyaya teknolojik bir yardım sunuyormuş cemaati ve cemaatçi düzeni onarma vaadinde bulunuyormuş gibi görünür. Gerçek dünyaya karşı ve bu dünyanın düzensizliğine karşı alternatif olduklarını düşünmek fazlaca kolaya kaçmak olur.[21]

İÇİNDE YAŞADIĞIMIZ DÜNYALAR

Yeni teknolojiler dünyayı yeni baştan yaratma olanakları sunuyor gibidir. Daha iyi bir dünya inancını ve umudunu ifade ettiğine göre, sanal kültürün bir ütopya olduğunu söyleyebiliriz. Ancak sanal kültürü tam tersi bir açıdan da görebiliriz, yeni dünya umudu yerine, eski dünyayla ilgili tatminsizlikleri ve eskinin reddini görebiliriz. Böyle bir yaklaşım, dünyanın sonunu daha da kıyamet günü gibi gören (apokaliptik) bir bakış anlamına gelecektir. Dieter Lenzen Çağdaş toplumu, çocukluğun bütünleştirilmesi yoluyla kefaret ödeme olarak yorumlar. Ona göre, çağdaş toplum, geriletme yoluyla kültürel bir canlandırma projesi içindedir:

Yetişkinlikten çocukluğa gerileme dünyanın yenilenmesine kapı açarak, insanların sonunda tamamen yok olmasına neden olabilir. Buradan çocukluğun her açıdan gözlemlenebilir biçimde yayılması olgusunun apokaliptik bir süreç olarak yorumlanabileceğini söyleyebiliriz. Bunun yanı sıra, yetişkinliğin ortadan kalkması da tarihin yıkılmasını temel alan kozmik bir yeniden canlanmanın başlangıcı olarak görülebilir.[22]

Yeni bireylerin ve yeni cemaatlerin oluşturabileceğini düşleyen sanal söylemin (daha bilinen teknolojik gelişme metafiziğinin yanında) bu mitoloji çerçevesinde geliştirildiğini söyleyebiliriz. Siber-alanın sosyolojisin den çok mitolojisi tercih edilmektedir. Paul Virilio iki toplumun birlikte varoluşunu şöyle yorumlar:

Birisi "kozalar" toplumudur… İnsanların evlerinde saklanarak iletişim ağlarıyla birbirlerine bağlandıkları… Öteki aşırı-kalabalık megapolis ve kentsel göçebelik toplumudur… Sanal cemaatte bulunan insanlardan bazıları dünya-kentinin gerçek zamanında yaşarken diğerleri ertelenmiş zamanda, yani gerçek kentte, sokaklarda yaşayacaklardır…[23]

[1] Kevin Robins, İmaj, Ayrıntı Yay, İatanbul, 1999, S.159

[2] Kevin Robins, a.g.e, S.160

[3] Benedikt, Introduction, S.15

[4] Rheingold, Vitual Community, S.6

[5] Rheingold, a.g.e, S.25-26

[6] Rheingold, a.g.e, S.14

[7] Rheingold, a.g.e, S.10

[8] Kevin Robins, a.g.e, S.162

[9] Rheingold, a.g.e, S.110

[10] Rheingold, a.g.e, S.115

[11] Rheingold, a.g.e, S.245

[12] Joshua Meyrowitz, No Sense of Place, Oxford University Press, 1985

[13] Giddens, Modernity and Self-Identity, S.187

[14] Kevin Robins, a.g.e, S.165

[15] Young, Justice and the Politics of Diffrence, S.229

[16] Kevin Robins, a.g.e, S.165

[17] Young, Justice and Politics of Difference, S.233

[18] Kevin Robins, a.g.e, S.166

[19] Serge Moscovici, La crainte du contact, 1993, S.41

[20] Richard Sennet, The Conscience of the eye, 1990, S.97

[21] Kevin Robins, a.g.e, S.167

[22] Dieter Lenzen, Disapearing adulthood: childhood as redemption, 1989, S.71

[23] Paul Virilio, Marginal groups, 1993, S.75

  • Batı yakası Tarzı

    • Geleneksel cemaat

aç-kapa İçeriğin rss beslemesi kullanımda değil Yorumlar

İçeriğe kayıtlı yorum bulunmuyor. İlk yorumu siz buradan ekleyebilirsiniz.


aç-kapa Bu makale ile ilgili olabilecek yazılar

yeni üyelik | şifremi unuttum

Etkinlikler Etkinlikler RSS Etkinlikler

aç-kapa Eğitim Akbank exi26 Şipşak: Gençler için Fotoğraf Yarışması

Akbank exi26 Şipşak: Gençler için Fotoğraf Yarışması

Akbank Gençlik Bankacılığı exi26 tarafından düzenlenen fotoğraf yarışmasına dijital fotoğraf makinelerinizle çektiğiniz fotoğraflarla katılabilirsiniz...
Kategori: Eğitim

aç-kapa Konferans 2. Ulusal Yazılım Mimarisi Konferansı - UYMK'08

2. Ulusal Yazılım Mimarisi Konferansı - UYMK'08

2.Ulusal Yazılım Mimarisi Konferansı (UYMK’08), 11 – 12 Eylül 2008 tarihlerinde Ege Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü ev sah...
Kategori: Konferans

aç-kapa Eğitim İstanbul'da Bir Sürrealist: Salvador Dali

İstanbul'da Bir Sürrealist: Salvador Dali

Picasso ve Rodin’den sonra kimi görmek istersiniz deseler; Salvador Dali listenin ilk başlarında yer almaz mı? Ressam, yazar, bilim adamı, tasar...
Kategori: Eğitim

aç-kapa Fuar CeBIT 2008 Bilişim Eurasia 7 - 12 Ekim 2008' de

CeBIT 2008 Bilişim Eurasia 7 - 12 Ekim 2008' de

CeBIT Bilişim Eurasia bu yıl 7 – 12 Ekim tarihlerinde düzenleniyor Adını dünyanın en büyük on fuarı arasına yazdırarak, İstanbul’u Avrasy...
Kategori: Fuar

aç-kapa Sempozyum Yazılım Kalitesi ve Yazılım Geliştirme Araçları Sempozyumu 2008 (YKGS 2008)

Yazılım Kalitesi ve Yazılım Geliştirme Araçları Sempozyumu 2008 (YKGS 2008)

Yazılım Kalitesi ve Yazılım Geliştirme Araçları Sempozyumu 2008 (YKGS 2008), yazılım mühendisliği alanında; kalite deneyimlerini, çözümlerini, yazılım...
Kategori: Sempozyum

üyeler En Yeni Üyelerimiz

MMIstanbul Adobe UG MMIstanbul Adobe UG

adobe user group

ColdFusion, Flex, AIR, Flash , PDF, Dreamweaver, Fireworks, Photoshop, Illustrator, INdesign, Connect, Premiere, Soundbooth, Contribute, Lightroom, InCopy, JRun, LiveCycle, Acrobat, AfteEffects, Resmi Adobe Kullanıcı Grubu.

stats Kimler Burada? web stats

Son 1 dakika içinde MMIstanbul' da 185 (0 kayıtlı, 185 ziyaretçi) kullanıcı varmış. Login durumda olanlar aşağıda:

MMBlog MMIstanbul Blog'undan

Ne Nedir Kampanyası Başlıyor!

Selam arkadaşlar, MMIstanbul içeriğinin gelişmesine katkıda bulunmak isteyen arkadaşlarımıza söyle bir önerimiz var. Sizleri çok fazla yo ...

Çok Merak Edenler için; MMIstanbul Geliştirme Ekibi ve Çalışma Ortamımız

MMIstanbul Online Seminerlerine Nasıl Katılabilirim?

Bazı Akıl - Fikirleriniz Olabilir

MMIstanbul' u Nasıl Desteklerim?

coldfusion mysql ubuntu
 

Burada bulunan kategorimize 3, 6 12 ay sürelerince sponsor olabilir, hem topluluğumuzun gelişimine katkılarda bulunup, hem de ürün / servis ya da markanızın yüzbinlerce insan tarafından pozitif olarak tanınmasını sağlayabilirsiniz.